Maalesef ki günümüzde en çok karşılaşılan durumlardan birisi de bireyin kendini başkalarıyla kıyaslaması. Aslında ilkokulda başlayan “komşunun çocuğu senden daha yüksek almış” dayatması hep vardı fakat artık bunun yerine daha başka karşılaştırma yöntemleri aldı. Üstelik bu sefer karşılaştırmayı dışarıdan bir taraf değil, bizzat bizler yapıyoruz.
Nasıl mı? Tabi yine sosyal medya aracılığıyla. Algı yönetimiyle ilgili diğer yazımızda değindiğimiz gibi; insanlar sosyal medyada kendisini var olandan daha şatafatlı tanıtırlar, bu nedenle sosyal medyada herkes birbirini olduğundan daha mutlu zennedip, onların yaptıklarını yapmaya girişiyor. Bu sosyal medyadan kıyaslama konusu ile ilgili, kıyaslama davranışını artırdığı ve bireyleri mutsuz ettiğine dair pek çok araştırma mevcut.
Kıyas yapmak daima mutsuzluk getirir. Kendini bir başka ile, birini ötekisiyle, bugünü dünle kıyaslayıp durursan hiçbir zaman tam manasıyla mutlu olamazsınız.
Kıyaslamanın bir diğer sıkıntısı nedir biliyor musunuz? Gerçek potansiyelimizi görmemizi engeller. Bir çocuğu sınıf birincisiyle kıyaslayıp onu geçmesini söylediğinizde şayet ders çalışıp sınıf birincisini geçerse daha fazlasına gerek duymayacaktır. Ayrıca bu süreçte sınıf birincisi rakibinin hastalanıp sınava gelememesi, derse geç kaldığı için konuyu kaçırması gibi durumlardan -rekabet psikolojisi gereği- keyif alacaktır ki bu da kıskanç ve birbirinin başarısını istemeyen bir toplum inşa edilmesine ön ayak olacaktır.
Pek çok insan güçlünün yanında olmak için inanılmaz çaba harcarken, çevresindekilerin güçlü olmasını istemiyor. Bu da aslında az önce sözünü ettiğimiz rekabet psikolojisi ya da sosyal medya paylaşımları nedeniyle içimize atılan haset tohumlarıyla ilgili..
Kıyaslayacağınız tek rakip daha üst seviyede “sen” olsun. Bu şekilde devamlı artan başarınız, aynı zamanda istikrarını da koruyacaktır.

Reklamlar