Bildiğiniz gibi sürekli dönen bir “dijital dönüşüm” hikayesi var, artık her şeyin dijitale entegre edilmesi gerektiğinden bahsediliyor. Bunun herkes için anlamı farklı tabi. Bir bankaysanız kullanıcıyı çekmek için app’ler sayesinde işlemlerin yapılması, çeşitli yazılımlar vs. kullanırsınız, mahalledeki büfeyseniz Instagram’da o mahalle lokasyonunda sponsorlu reklam verirsiniz vs. ama herkes bir şekilde buraya yönelmiş durumda.

Bu da haliyle kendi içinde riskler barındırıyor. Artık teknoloji şirketleri “Gelin bizim verilerimizi çalın” diyecek hale geldi, tabi bunu açıklarını öğrenmek için – o da önceden izin almak koşuluyla- yapıyorlar 🙂 Buradaki en önemli olay şu, kimin yeğeni, oğlu&kızı olduğunuz hiç önemli değil. Artık herkes birbirine çok kolay ulaşabiliyor. Diyelim ki bir şirketin sisteminde açık buldunuz ve fazlasıyla değerli.  Hemen Linkedln’den şirketin Genel Müdür’ünü ekleyip ordaki mailini alın -Linkedln mesajlarına çok bakmazlar çünkü- Sonra mailde güzelce açıklayın, freelance ya da kadrolu işiniz hayırlı olsun demektir. Artık devletler bile siber ordular kurar hale geldi çünkü insanların ulusçu anlayışla silahını kapıp cepheye yönelme devri sona ermek üzere. Bu konunun ne kadar geliştiğine dair bir örnek daha verelim: Dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden KPMG kendi içinde bir de siber güvenlik şirketine sahip ve bazı müşteriler koruma için yıllık milyonlarca dolar para ödüyorlar. Tamam KPMG sonuçta güçlü bir marka fakat sizler de uzun vadede siber güvenlik aracılığıyla çok ciddi miktarlara ulaşabilirsiniz. Tabi genelde siber güvenlik konusunda kendisini geliştirenler bunu maddiyat için değil biraz daha keyfi sebeplerle yapıyor ama işin bir de bu boyutu var söylemiş olalım. Ayrıca konunun önemini vurgulamak açısından; hükümet de geçen yıl Ulusal Siber Güvenlik Planı’nı açıkladı, konuya devletler nezdinde verilen değeri de buradan anlayabilirsiniz. Bunun nedenlerinden birisi de 2015’te en çok siber saldırı yapılan ülkelerden birinin Türkiye olması. En basit örnek; Akbank daha 2 ay önce hacker saldırısı sonucu 4 milyon dolar kaybı olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra Mirai isminde bir botnet birbirine bağlı cihazları ele geçirme peşinde. Daha şimdiden bunlar oluyorken Internet of Things tam olarak hayata geçtiğinde neler olacak bir düşünün.

Maddiyatın ötesindeki keyfi sebepler de aslında teknolojiyi başka boyutlarda yaşamamıza vesile olabiliyor. Mesela tarayıcı olarak Tor; aynı şifreyi her platformda kullandırmamak için çeşitli parola yöneticileri, iki aşamalı kimlik tanıma sistemleri vs. hep bu siber güvenlik alanı içinde yer alan ve yazılım dünyasında farklı farklı etkiler bırakan paradigmalar. Bu nedenle gerek lise gerekse üniversitedeki arkadaşların bu konuda araştırmalar yapmalarını tavsiye ederiz. (Tabi legal sınırlar içinde kalarak)

 

KAYNAKLAR:

  1. https://techcrunch.com/2017/01/18/mirai-botnet-creator-unmasked-as-ddos-protection-developer-tempted-by-the-dark-side/

2. http://www.udhb.gov.tr/doc/siberg/2016-2019guvenlik.pdf

3. https://home.kpmg.com/uk/en/home/services/advisory/risk-consulting/technology-risk/cyber-security.html

4. http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1962671-akbank-bilgisayar-saldirisinin-azami-riski-4-milyon-dolar

5. https://medium.com/@jhalderm/want-to-know-if-the-election-was-hacked-look-at-the-ballots-c61a6113b0ba

 

 

Reklamlar